25 Şubat 2010 Perşembe

ÇATI

Arkadaşlar,
Bizler 2000 yılından bu yana bu köy senin, şu köy benim, dağ taş demeden var olan bütün azmimizle çalıştık ve şuna inanıyorum ki çok çabuk olgunlaştık. Çocuklara en iyisini vermek için gecemizi gündüzümüze kattık. Aradan 10 yıl geçti ve geldiğimiz şu duruma bir bakın. Sanki hiç çalışmamışız gibi kapı önüne konduk.. Biz öğretmen olarak atanırken, 40 yaşımızda değildik, pardon öğretmen değil “KADROSUZ USTA ÖĞRETİCİ” OLARAK ADLANDIRILMIŞTIK. Lakin bütün öğretmenlik vasıflarını taşıyorduk. Bir kadrolu öğretmenden daha verimli, daha çalışkan, daha da deneyimli olarak işe başladık.
Yoktan var etmeği Doğuda çalışan arkadaşlar çok iyi bilirler. Bize dört duvar verildi, köhne dört duvar. Badanası bir yandan camı bir yandan halısı bir yandan masa, sandalyesi diğer bir yandan her bir şeyini bulup buluşturmak bize kaldı. Gereğini de en iyi şekilde yaptığımıza inanıyorum. Camiden halı dilendim, sınıfım için.. memlekete geldim, yeğenlerden, konu komşudan topladığım oyuncaklar daha neler neler …. Aldığım maaşın yarısından çoğunu, kırtasiye taksidine yatırıyordum. Ben daha neyi anlatayım.
Ve gel gör ki bütün bunlara rağmen şimdi hakkımızı bile arayamıyoruz. Bizlere “kpss” yoktu. Sizde gireceksiniz dendi. Tamam dedik. Girdik, önümüze yaş engelini koydular, ya bizim on yıllık emeğimiz… Hiç çalışmamış gibi sayılmamız ne demek. Verilen hakkı elimizden almalarına ne buyrulur. Hangi akla mantığa sığdırıyorlar. Bir yetkili çıkıp da ilgilenmiyor bile. Ne yapsak ses getirmiyor.
Biz de Antakya mağdurları olarak resmi yollardan denedik, bir koldan olmuyor , sesimizi duyurmamız lazım . Türkiye’deki bütün 40 yaş mağdurları beraber hareket edelim. Belki sesimizi duyan olur da hakkımız olan haklarımızı geri alırız.
40 yaş mağdurları sizlere sesleniyoruz ; lütfen bu hareketlere vasıfsız kalmayalım… birbirimizden haberdar olalımmm..
eğitim- sen bizleri destekliyor.

antakya - hatay

18 Şubat 2010 Perşembe

Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu’ya Açık Mektup

Gönderen: Gamze Güngörmüş KONA Zaman: Salı, 27/10/2009 - 10:10
02.10.2009

Değerli Bakanım,
Siz benim için iki nedenle önemli ve farklısınız; her şeyden önce kadın ve anasınız yani vicdanınız, algılamanız, hayat içindeki duruşunuz ve sorunlar karşısında geliştirdiğiniz çözümler (her ne denli mevcut sistemsel özelliklere ve mevcut bürokratik yapılanmaya ister istemez uygunluk arz etse de) kadınca, vicdanlı ve daha hakkaniyetli. Şahsım için önemli oluşunuzun ikinci nedeni ise; göreve geldiğiniz tarihten bu yana gerçekleştirdiğiniz uygulamalar gayet tutarlı, akılcı ve Bakanlığın yerleşik bürokratik kalıplarına rağmen gayet ilerlemeci (ilerici değil). Umarım yolunuz da şansınız da çok açık olur ve siz tarihe “bu Türk evlatlarına güzel bir sistem hazırlamayı başaran kadın Milli Eğitim Bakanı” olarak geçersiniz.
Sizinle hiç bir alış-verişi olmayan ve bu nedenle de hak etmeyeceğiniz övgü mekanizmasını devreye sokma ihtiyacı duymayan şahsımın tüm bu haklı övgülerden sonra size diyeceği daha doğrusu aktaracağı bir okur mektubu var. Umarım bu mektubu her gün yazılı basından “Nimet Çubukçu” adını arayıp, sizinle ilgili en küçük bir eleştiriyi dahi şahsınıza arz eden danışmanlarınız bu yazıyı da görür, önünüze koyar, böylelikle hem düşünmeniz için fırsat yaratmış hem de size haksız bir uygulamayı sistemden kaldırma lüksünü sağlamış olurlar.
Olur da onca işiniz ve memleket meselesi arasında aşağıda belirtilecek olan hususla ilgili olarak benimle görüşmek istersiniz (ki Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı göreviniz sırasında bir husus üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirmiştik), size seve seve vakit ayırırım hatta sizinle Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bireysel olarak gördüğüm aksayan unsurları da paylaşmış olurum.
Size bir vatandaş ve akademisyen olarak sevgi ve saygı sunuyorum.
Dr. Gamze Güngörmüş Kona
İşte okurumun mektubu:
“2000’li yıllardan başlamak üzere Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak ve zorunlu hale getirmek için bir program hazırlamıştır. Ancak bünyesinde bu ihtiyacı karşılayacak sayıda yetişmiş elaman (okul öncesi öğretmeni) bulunmamaktadır. Bu nedenle, ihtiyacı karşılamak için Milli Eğitim Bakanlığı Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi ile 25.01.2000 tarihinde bir protokol imzalamıştır. Yapılan bu protokol gereği;




1-Kız Meslek Lisesi çıkışlı olmak.
2-ÖSS’den en az 105 puan almak (ben kazandığımda 309 idi).
3-Alanında öğretmeni iş başında yetiştirmek (3. ve 4. sınıflarda Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda çok sıkı staj programlarından geçirildik).
4-Bu protokol gereğince okulun ilk iki yılında kadrosuz usta öğretici olarak (müstakil sınıflarda ana sınıfı öğretmeni olarak görev yaptık) ve yine protokol gereğince ikinci sınıfı bitirip ön lisansı tamamlayanlar kadrolu usta öğretici olarak görevlendirileceklerdir.

5-Dört yılı tamamlayanlar öğretmen olarak öncelikli atanma hakkına sahip olacaklardır.




Ancak, Milli Eğitim Bakanlığı usta öğreticiler için bu protokol çerçevesinde tanıdığı hakları gerçekleştiremediği gibi Eylül 2009’a kadar usta öğretici olarak çalıştırmaya da devam etmiştir. Eğitim-Sen’in “usta öğretici” adı altında öğretmen almak yerine az parayla mezun eleman çalıştırmasının doğru olmadığı gerekçesiyle açtığı davayı kazanması üzerine Milli Eğitim Bakanlığı yine eylül ayı içerisinde on bin sözleşmeli okul öncesi öğretmen almıştır. Ancak, yine bu atamalarda 40 yaş sınırı koyarak yıllardır kadrosuz usta öğreticilik yapan lisans eğitimlerini tamamlamış bu işe emek vermiş, gönül vermiş, umut bağlamış olan beni ve benim durumumda olan bir grup arkadaşı kırk yaş sınırı uygulamasıyla atama dışı bırakmıştır. Bizler kadrosuz usta öğreticilik yaparken kırk yaş sınırını geçtik bu işe başladığımızda henüz kırk yaş sınırını aşmamıştık. Üstelik ne acıdır ki KPSS sınavından bizlerden çok daha düşük alanlar atandılar. Öğretmen olmanın ölçüsü bu mu olmalı? Hem bu yaş sınırının ne yararı var? O zaman kırk yaşını geçen öğretmenleri emekli etsinler. Biz çok emek verdik, içimizde benim gibi ikinci fakültesini bitirenler var ki kimsenin gitmediği köylerde ‘Modern Çalıkuşu’ misali görev yaptık, canla başla çalıştık. Milli Eğitim Bakanlığı usta öğreticilere karşı sorululuğunu yerine getirmemiştir. Hiç değilse kasım ayı atamalarında haksızlığa uğrayan bizlerin mağduriyeti önlensin ve bu hukuksuzluk giderilsin. Lütfen Sayın Bakanım yardımınızı bekliyorum.”
Saygılarımla,
Neslihan Nakiboğlu

Gamze.Kona@PolitikaDergisi.com